DEĞİŞİME DİRENEN BİR İDEOLOJİ

 
 

Uğur Aksu

  ugur.aksu@kemkumfikir.com
  2018-07-08 / 17:10:08
  1012 kez okundu

DEĞİŞİME DİRENEN BİR İDEOLOJİ:

MUHAFAZAKARLIK VE GENÇ HAREKET

Muhafazakar düşüncenin ülkemizde ki karşılığı ,İslam’la ilişkili söyleme sahip olan siyasi ve cemaat bağlarıyla oluşmuş yapılardır .Cemaat hayatında muhafazakar düşünce yaşananla ,siyasi kurumlarda ise bireyleri bu yaşam tarzına yönlendirmeye meyilli söylemle daha fazla ilgilidir.Çok partili döneme geçildikten sonra muhafazakar söyleme sahip siyasi partilerin iktidara gelmede etkili olduğu görülür.bu partilerin gençlikle kurdukları ilişkiler yaşanılan alanda yani cemaat ilişkilerinde öne çıkar .Böylece 1950-1980 yılları arasında ülkemiz gençliği ana akım siyasal söylemler doğrultusunda cepheleşerek üniversitelerde varlığını üretirken ,muhafazakar gençlik yapıları onlar gibi siyasi karaktere sahip olmamıştır.Bu bakımdan muhafazakar gençlik yapılarını ele alırken gençlik teşkilatlarının yanı sıra düşünce ve fikri hayata karşılık gelen cemaat ilişkilerini kapsayan yapıları da incelemek gerekir.Fakat biz burada muhafazakar gençlikle ilgili kısımda siyasal karaktere yakın bazı yapılardan bahsedeceğiz.

Batılı devletler ,Doğulu ve özellikle Müslüman devletleri sömürmek adına onların fikri hayatlarına müdahale ederek sosyal dokularına zarar verdiler .Böylece modernleşmeyle başlatılan bu kapsamlı çalışmalar ,Müslüman kimliğinin isli değerinin yok edilmesine kadar uzanır.

Osmanlı da gençlerin Batı’ya  askeri ilimlerdeki gelişmeleri öğrenme maksadıyla gönderilmeleri ,en önemli neticesini 2.Mahmut döneminde 1826 da Yeniçeri Ocağının lağvedilmesiyle verdi.Ardından 1839 Tanzimat Fermanı ve 1856 Islahat Fermanı ile modern ve laik düşünce ,hak,eşitlik ve kardeşlik kavramıyla Osmanlının yeni nesline aktarıldı.

Bu gelişmelerden doğrudan etkilenen Osmanlı gençleri arasında İslamcılık fikriyatı siyasal bir düşünce olarak yorumlanır.Şer’i hükümlere göre yönetilen Osmanlı devletinden artık Siyasal İslam söylemi ağırlık kazanır .İslamcılığı siyasal manada Osmanlı toplumunda ilk temsilcileri arasında Namık Kemal ve Ziya Paşa yer alır.Bu dönemde İslami terminoloji Batılı ideallerin içerikleriyle doldurularak meşveret ,adalet ,özgürlük ,doğal haklar ve buna dayanan anayasalcılık fikirleri çerçevesinde tartışılır.

Mısır da Cemalettin Afgani ve Muhammed Abduh gibi isimlerden etkilenen  Osmanlı İslamcılığı İslam ile batı tarzı modernleşmeyi mezcetmeyi amaç edinir.

İslami hareketin özünde toplumu ilgilendiren hukuki, iktisadi, siyasi ,kültürel,sosyal ve psikolojik unsurlar yer alır . İslami hareketin siyasal dilini tebliğ ve irşad oluşturur.Muhafazakar dilin farklı söylemlerinin ilk defa bir araya geldiği yer 23 Nisan 1920 tarihinde açılan 1.Büyük Millet Meclisidir.İlk meclis de iki gruplu kutuplaşma oluşur.Birinci grup Mustafa Kemal taraftarı olan Anadolu ve Rumeli Müdafaa-i Hukuk Grubudur.ikinci grup ise Atatürk’ün fikirlerine  ve Cumhuriyetin ideolojisine karşı duran Kurtuluş Savaşı neticesinde meydana gelen iç siyasi gelişmeleri kabullenmekte zorlanan muhafazakar ve liberal kesimdir.

Birinci grubun ulusal-devletçi yapısına karşın ikinci grup İslamcı ve liberal eğilimlidir.İkinci grubun liberal yani daha özgürlükçü olmasının arkasında İslam’ın özgürce yaşanması için iktisadi ve kültürel  hürriyetle toplumun rahat nefes alacağı inancı yer alır.Birinci Meclisin açılmasıyla İslami söylem etrafında bir araya toplanan grubun öne çıkan İSMİ Hüseyin Avni Ulaş olur. Mustafa Kemal ‘in  güçlenmesine karşı çıkan ve 1922 yılında meclis başkanlığına seçilen Hüseyin Avni ortaya koyduğu liberal ve özgürlükçü fikirleriyle İslamcılığın etkin sözcülerinden olur .

1946-1951 yılları arasında Demokrat Parti etkisiyle din eğitiminin yaygınlaştırılması okullarda seçmeli din derslerinin konmasını ,ilahiyat fakülteleri ile imam hatip liselerinin açılması ,ezanın Arapça okunmaya başlaması ,radyo da Kuran okutulması  muhafazakar kesimleri cesaretlendirir . 1960 askeri darbesiyle önce bu gelişmelerin yaşandığı sosyal ve siyasal ortam durulur ,ardından da siyasi partilerin yeniden kurulmasıyla yeni bir boyut kazanır.Zira farklı türden fikirle beslenerek kurulan siyasi partilerde Rus ekolü,yani sosyalizm ağırlığını artırır.

Sosyalizm in milli (devletle ilgili) ve manevi (İslam a karşı) alanlara  dair tehditkar söylemleri Milliyetçi ve İslami hassasiyetleri kuvvetli yeni siyasi yapıları ortaya çıkarır.

Batıcı Siyasal yöntemlere ve sosyalist fikirlere karşı gelmek  maksadıyla  26 Ocak 1971 yılında Konya milletvekili Prof. Dr. Necmettin Erbakan  başkanlığın da Milli Nizam Partisi kurulur. Kısa sürede anayasaya aykırılığı ileri sürülerek kapatılan parti yerine 12 Ekim 1972 ‘ de bu defa ekibe M. Recai  Kutan ,Oğuzhan Asiltürk ve Şevket Kazan gibi isimlerin katılmasıyla  Milli Selamet Partisi  kurulur.

İki partinin de temel görüşü Milli Görüş ‘e dayanmaktaydı.12 Eylül 1980 darbesinden sonra siyasi yasakların kalkmasıyla Milli Görüş 1983  yılında Refah Partisi adıyla yeniden siyasal kimliğini kurar.

Milli Görüş anlayışıyla günümüze kadar gelen bu siyasal oluşumun görüşü Ahlaki ve manevi kalkınmayla gerçekleştirilecek maddi ve iktisadi kalkınma neticesinde Büyük Türkiye’ye ulaşacağı ve böylece  millet ve devlet kaynaşmasının sağlanacağıdır .

1950 ‘li yıllardan itibaren başlayan şehirleşmenin doğurduğu sorunlardan biriside şehirli Müslüman kimliğinin inşasıydı.Bu bakımdan MNP,MSP, VE RP ;Müslüman halkın şehirlerde tutunmaya çalışmasında ve modernleşmenin doğurduğu diğer buhranların muhafazakar kimliklerde oluşturduğu tahribatlara bu kesimin  ümidi ve kurtarıcısı olur .Bu siyasi partilerin Şehir-Müslüman ,Birey-toplum ilişkisi üzerinde önemli etkileri olmuştur.Ayrıca imam hatip liselerinde yeni neslin köylü-şehirli arasında dengesini oluşturarak ,Müslüman ve şehirli gençlerin yetiştiği alan olmuştur.

RP’ye 1997 de açılan kapatma davası sonuçlanmadan 17 Aralık 1997 de Fazilet Partisi İsmail Alptekin Genel Başkanlığın da kurulur.FP’nin de 2001 yılında kapatılmasını akabinde 20 Temmuz 2001 de Recai Kutan’ın başkanlığın da Saadet Partisi kurulur.SP ’ liler arasında Gelenekçi/Yenilikçi ayrışması yaşanır ve Yenilikçi kanadı oluşturan Adalet ve Kalkınma Partisi Recep Tayyip Erdoğan başkanlığın da kurulur

Muhafazakar kesimin mücadelesini ,Batıcılığa karşı milli ve dini hassasiyetlerin korunması ve genç nesillerin bu değerler doğrultusunda yetiştirilmesi oluşturur. Ne yaparsak yapalım Batı’ya asla yaranamayacağımız vurgulanarak ,Batının materyalist maskesi altında Hıristiyan duyarlılığıyla bizi bizim gibi kabullenmeyeceği vurgulanır.Bu bakımından Cemil Meriç ‘in ‘’Bütün Kuran’ları yaksak Avrupalının gözünde Osmanlıyız ;Osmanlı yani İslam.’’ İfadesi bu anlayışı ortaya koyar .Sezai Karakoç da Osmanlıdan günümüze modernleşme sürecinin bir tür macera olduğunu ifade ederek ,Batıcılık peşinde maceraya atılmanın neticesinde pozitivizm dünyasına düştüğümüzü ifade eder .Pozitivizmin ruh dünyamızı yıkmaya meyilli olduğunu belirterek yeniden diriliş için İslam’a geri dönerek sanat ,siyaset,felsefe ve sosyoloji alanlarını İslami bakışla yorumlamayı söyler .Muhafazakar kesimin ülkemizde yetiştirmek istediği genç nesilleri ifade eden gençlik algısı  birbiriyle benzer içeriklerden oluşan ama amaca ulaşma yönteminde bazı farklılıkları olan gençlik tasvirinde yer alır .

Bunların arasında ilk önce Mehmet Akif Ersoy’un idealize ettiği Asım’ın Nesli gelir.Asım’ın nesli kendisine örnek olarak peygamber efendimizi alır .Kendisine karşı acımasız olan bu genç tipi yaşamında olumlu düşünce ve eylemleri rehber edinir . Sağlam bir karakter sahibi olan Asım’ın Nesli için ilim muhakkak elde edilmesi gereken ve gerçek müminin malı olan bir nimettir . Asımın Nesli için ‘’uygarlığın yükselişi bütün kurum ve unsurlarıyla birliktedir.Adil ve ufuklu bir devlet başkanı ,şair,bilgin,bilge,mimar,musikişinas  gibi insanlar uygarlıkla birlikte yücelir ve uygarlığı yüceltir.’’inancındadır.Böylece milletin ikbali için ‘’marifet-fazilet ‘’türünde iki kudretin gençlikte yer alması vurgulanır .

Bir diğer genç nesil Seyyid Kutup tarafından ifade edilen Kur’an Nesli ile sahabe dönemi gençliği vurgulanır ve sahabe gençliğinin Kuranı anlamak için okuduğu dünyevi bir çıkar için okumadığı ifade edilir.’’Kuran  kendisiyle kültür edinen ilmi ve fıkhı konularda dağarcık dolduran bir kaynak olarak algılamıyorlardı.Onlar kendilerini ve içinde yaşadıkları toplumun yaşamlarının her boyutunu düzenleyen Allah buyruğu olarak algılıyorlardı Kuranı.Böylece Kuran Nesli uygulamak ve eyleme geçirmek için kurana yönelmekteydi.İlk nesilden (sahabe)sonra gelen nesillerin uygulama ve eylemden yol ayrımına saparak Kuranı araştırma yapmak ve dünyevi çıkar elde etmek için incelediği belirtilir.Böylece Kuran Neslinin yeniden uygulamaya yönelecek bir psikoloji ve hissiyat içinde olması vurgulanır.

Bir diğer nesil tanımlaması Necip Fazıl Kısakürek ‘in kavramsallaştırarak içeriğini oluşturduğu Büyük Doğu Nesli’dir.Bu nesil bir bakıma aksiyoner nesildir .Necip Fzaıl,Durun ! Kalabalıklar bu cadde çıkmaz sokak diyerek ,gençliği mutlak mesajın yolundan sapmamaya davet eder .İçinde bulunduğu gençliği tanımlarken ,geçmişin kötü birikimlerini sıralar ve

  1. Elden giden İman
  2. Bireysel Sosyal Dengenin Bozukluğu
  3. Ürpertici İcatların gündelik hayata etkisi
  4. Bütün bunların birikiminde ortaya çıkan tecrübesizliklerin oluşturduğu bir nesilden bahseder.

Bu durumdan kurtuluş içinde  Ben Varım Diyebilecek bir gençlik için vecd ve şevk ile hareket eden bir kalbeten ; estetikle hayata bakan bir akıldan bahseder.

Diğer bir gençlik tasavvuru ise Sezai Karakoç’un ifade ettiği Diriliş Neslidir.Diriliş Neslinin Özgürlüğü Allah’a inanmakla başlar  ; siyaseti de eşyaya ve insana imanı nakşetme eylem ve direnişi olarak görür .Karakoç maneviyatın silinmesi neticesinde materyalizmin ortaya çıkacağını vurgulayarak manevi dirilişin maddi düzeni de oluşturacağını belirtir.

Cumhuriyet dönemi ile muhafazakar kesimde nesil tanımlamaları genel olarak bu dört nesille zikredilir.Böylece muhafazakar kesimin gençlik yapı ve hareketleri bu dört nesil bilkinciyle çizilen bir algı alanında hareket zemini bulur .Bu tür gençlik yapıları ise politik olmaktan ziyade cemaat ili,şkileir içinde değerlendirilir ve kamusal alanda kolektif yaşam ile temsil edilir.Fakart tamemen de siyasetin dışında da kalmayan bu gençlik yapıları siyasal çatışmalardan da uzak kalmayıda ilke olarak benimser.

                                                                                                                                                           UĞUR AKSU

                                                                                                                                                           21.06.2018

 

 

KAYNAKLAR :     Sezai Karakoç / Alınyazısı Saati, Sezai Karakoç/ İnsanlığın Dirilişi, Seyyid Kutup/ Yoldaki İşaretler, Hasan Sarı /Siyasetin Öznesi Gençlik

 

Anahtar Kelimeler:
 
 
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.
Muhammed ikbal bakırcı
2018-08-04 14:11:41
Kalemine sağlık yüreğine Sağlık kardeşim, İstifade ettim, devamını beklerim
Ferhat GÜLOĞLU
2018-08-04 14:12:23
Uğur Bey bilgileriniz için çok teşekkür ederim. Size bir sorum olacak. "Muhafazakar kesimin mücadelesini ,Batıcılığa karşı milli ve dini hassasiyetlerin korunması ve genç nesillerin bu değerler doğrultusunda yetiştirilmesi oluşturur." bu düşnceyi temel tema olarak esas alıpta kendi iç kısımlarında neden Gelenekçi/yenilikçi ayrışmasına gidildi? Ana tema muhafazakar bir nesil değil mi? Yani bütün olup batıya karsı islamı muhafaza etmek. Bu düşünceyi esas alan parti ve mensupları neden ayrışma yaşadı. Hem gelenekçi hemde uslubüyle yenilikçi olmak mümkün değilmidir? Sizce bu mikro bölünme değilmidir? Yani gruplaşma sonucunda ise fikir çatışması olurmaz mı? Saygılar..