TÜRKİYE AĞIR YÜKTÜR ; KEMİKLERİ ÇATIRDATIR (1)

 
 

Uğur Aksu

  ugur.aksu@kemkumfikir.com
  2018-08-22 / 01:01:28
  822 kez okundu

Türkiye'nin ilk kadın Jandarma Karakol Komutanı Yarbay Songül Yakut ‘u helikopter kazasın da kaybettiğimiz günlerdi.

Biz de arkadaşlarımızla haftalık olarak yaptığımız ; Edebiyat ,Tarih ve Sosyoloji temalı toplantılarımızın birin de şehit komutanımızın hayat hikayesini konuşuyor ,bir yandan da bürokrasinin bu ülkenin çocuklarına yaptığı zulmü lanetliyorduk.

Lanetliyorduk çünkü ;Songül Komutan daha eğitim aşamasın dayken kumpaslarla karşı karşıya kalmış ,meslekten atılmış  ,parasız kalıp annesine aldığı evin borcunu ödeyememiş, namusuyla imtihan edilmiştir. Ama komutanımız o kadar çok sevmiştir ki mesleğini ve ülkesini devletine küsmemiş ,kendisine yapılanlarla mücadele ederek Türkiye’nin  ilk kadın jandarma karakol komutanı unvanını kazanmıştır.

O gün bu hazin öyküyü tartışırken arkadaşım Furkan Nehri ‘ye şu soruyu sormuştum ;

Acaba Songül Yarbay bu kadar yaşadıklarından sonra ‘’Değmez bu ülke için’’ demiş midir ?

Boşluğa bırakılmış bir soru gibi görünse de gazeteci olan arkadaşım  benim biraz da muhalif kimliğimi de hafife alarak :

‘’Uğur Bey sizin siyaset bilimi kitapların da olan devlet terimiyle bizim kafamızda ki devlet tanımı çok farklı ,emin ol o kadın tek bir kez düşünmemiştir ‘Değdi mi ‘sorusunu ‘’……

Bu cümlenin faraziye oluşunu  söyleyecekken tam;hayatım da onlarca kitaptan almadığım milli bir ders verdi bana .

‘’TÜRKİYE AĞIR YÜKTÜR, KEMİKLERİ ÇATIRDATIR… ‘’

Biraz sessizlikten sonra Türkiye tarihi düşünmeye başladık.O kadar çok acı ,o kadar çok bedel ödenmişlik ve ibretlik mesele vardı ki gerçekten kemik çatırdatır cinsten .

İşte böyle doğdu bu başlık ve yazı dizisi..

Bizde bu yazı dizisi ile hepimizin hazin öyküsünden  bahsedeceğiz burada.Hem beraber öğreneceğiz hem de beraber ibret alacağız .

                               BORALTAN KÖPRÜSÜ OLAYI VE YÜZÜMÜZÜN KARASI

2. Dünya Savaşı sonlarıdır,savaşın gidişatı Stalin’i iyice küstahlaştırmış ,Türkiye ile olan saldırmazlık paktını tek taraflı iptal etmiştir. Türkiye’den toprak talebinde bulunulmuş.; Kars  ve Ardahan’ın yanı sıra  Boğazlar ’da  üs istenmiştir.

O yıllar da Türkiye’ de Azerbaycan şairi Almas Yıldırım, “Dönek Kardeş” adlı şiirinde resmini çizdiği  ;

 ‘’Türk denince özü, sözü mert olur,Dost deyince ayrılmaz bir fert olur,Kardeş deyip dara düşsem, sığınsam, bu da bana onulmaz bir dert olur .Ben ne diyem bu vefasız dağlara , Öz kardaşı dönek olan ağlara !’’  diye bahsettiği  ‘dönek olan ağlar’ Türk Dış-İşlerini  sarmıştır.

 1920 den beri işgal altında olan  Azerbaycan 2. Dünya savaşında mecburen Rus Ordusun da yer almıştır. Çok sayıda Azerbaycan Türkü yok yere hayatını kaybetmiş  ve Almanlara esir düşmüştür. Savaştan sonra Stalin Azerbaycan’da cadı avı başlatmış, bir çok Azerbaycan Türkünü, özellikle Almanlara esir düşenleri  Almanlarla işbirliği yaptıkları gerekçesiyle zindanlara attırmış ve kurşuna dizdirmiştir. İşte bu baskılardan kaçan 146 kişilik  bir grup Türkmen, Kırgız, Özbek, Kazak ve Azerbaycan Türkü  Sovyet zulmünden kurtulmak için kardeş Türkiye Devletine sığınmak için bir araya gelmiş ve Türkiye ye doğru kaçmaktadırlar. Günlerdir aç perişan halde özgürlüğe kaçan bu grup, tüm tehlikelerin yanında bir de peşlerindeki Sovyet müfrezesine yakalanmamak derdiyle karşı karşıyadırlar. Belli bir süre boyunca süren bu umuda giden eziyet nihayet bir gece sona erer  ve Azerbaycan toprakları üzerinden Aras nehrine ulaşırlar.

Aras’ın üzerinde bir köprü vardır: Boraltan köprüsü.. Boraltan köprüsünün bir yakası Türk toprakları diğer yakası Sovyet Topraklarıdır. Buraya kadar bin bir zahmetle gelen bu biçare Türk soydaşlarımız hemen köprüyü geçerek kenarında ki Türk serhat karakoluna sığınırlar. Karakola girer girmez durumu anlatırlar ve askerlerimiz tarafından sıcak bir şekilde karşılanılarak ihtiyaçları giderilir ve bekleyiş başlar. Karakol komutanı bu olayı derhal üstlerine yazıyla bildirir ve verecekleri cevap beklenmeye başlanır.

Milli Şeften gelen cevap ve emir nettir.

- Misak-ı Milli Sınırları dışın da ki hiçbir Türk unsur unu kabul etmiyoruz. Orada ki mültecileri Sovyet ordusuna teslim edin  !

Karakol komutanı gözlerine inanamaz. Emri defalarca teyit ettirir. Ancak Ankara’dan kesin ve net emir gelir, “Azerileri teslim edin“.

Karakol komutanı çok üzgün ,çaresiz bir şekilde soydaşlarının yanına gider ,

Durumu anlayan Azerbaycan Türklerinden bir doktor ; Bizi siz öldürün vermeyin Rus’a,

Yakışmaz bu şerefe sığmaz namusa diye bağırdıktan sonra  diğer soydaşlarımızın hepsi Türk askerlerinin boynuna sarılıp yalvardılar, “Ne olur bizi teslim etmeyin. Bizi burada siz kurşuna dizin, kendi toprağımızda, kendi öz gardaşımızın, kendi bayrağımızın altında bizi öldürün” dediler.

Ancak Ankara’dan gelen emir netti.

Türk tarihinde Türk’ün Türk’e yaptığı büyük ihanetlerden biri meydana   geldi.

Boraltan Köprüsü’nü geçen Azerbaycan Türkleri, köprünün hemen karşısında Türk askerlerinin, Türk subaylarının gözleri önünde elleri bağlanmış olarak infaz edildiler.

Olayın tanığı askerlerden bir kaçı ve karakol komutanı bu ağır hadiseden ötürü akıl sağlıklarını kaybetmiş uzun süre tedavi görmüşler ,bu tedaviler karakol komutanının intiharıyla sonuçlanmıştır.

Onlardan geriye bizim çok ağır bir mahcubiyetimiz ; onların ise bize söyleyecekleri tarihi sözleri vardır …   

‘’ Boraltan bir köprü, aşar geçer Aras’ı,

   Yıkasan  Aras suyuyla, çıkmaz yüzün karası.

  Oy  Karası, karası, merhamet fukarası,

  Düşman bekler karşıda, önüne kattı beni,

  Can alınan çarşıda, kardeşim sattı beni.

  Dönüp seslendim geri, merhametsiz birine,

  Beni siz vursaydınız, şu gavurun yerine.’’

 

Anahtar Kelimeler:
 
 
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.